top of page

Saraybosna Gezilecek Yerler, Tavsiyeler ve İşaretli Harita

  • Yazarın fotoğrafı: Sabuha Öztürk
    Sabuha Öztürk
  • 21 Kas
  • 21 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 3 gün önce

Avrupa’nın Kudüs’üne hoş geldiniz! Saraybosna’ya böyle bir giriş yapmak belki de en doğrusu… Çünkü burası yüzyıllar boyunca medeniyetlerin, imparatorlukların ve dinlerin buluştuğu bir şehir. Bir yanda camiler, kiliseler ve sinagoglar; diğer yanda Osmanlı’nın taş sokakları, hanları ve çarşılarıyla Avusturya-Macaristan döneminin zarif mimarisi omuz omuza duruyor. Kültürlerin iç içe geçtiği, büyük acılara ve savaşlara tanıklık etmiş bu topraklar, ziyaretçilerini hem tarihle hem de insan sıcaklığıyla karşılıyor. Şehri özel kılan sadece tarihi değil; aynı zamanda insanları. Misafirperverliği, samimiyeti ve yaşadıkları onca şeyden sonra hala korudukları güçlü yaşam sevgisi bu şehre bambaşka bir ruh katıyor. Tüm bu dokuların birbirine geçtiği, geçmişin izleriyle bugünün enerjisinin buluştuğu bu eşsiz atmosfer… Saraybosna’ya hoş geldiniz. Şimdi bu Saraybosna gezilecek yerler rehberi ile büyülü şehri keşfetme zamanı.

Saraybosna Gezilecek Yerler
Saraybosna

Bu yazıda Saraybosna'da gezip görebileceğiniz yerleri, tavsiyeleri ve işaretli haritayı bulacaksınız. Saraybosna yeme içme önerileri ve Saraybosna'ya gitmeden bilmeniz gerekenleri ise başka bir blog yazısında toplayacağım. Seyahatiniz öncesi onlara da mutlaka göz atın derim.

Biz cumartesi sabahtan gidip, pazar akşamı dönmeli kısa ama tadı damağımızda kalan bir Saraybosna gezisi planladık. Eğer sadece Saraybosna'yı ziyaret edecekseniz siz de böyle bir plan yapabilirsiniz. Fakat Mostar'ı da listenize ekleyecekseniz artı bir gün daha eklemekte fayda var.

Saraybosna Gezilecek Yerler Listesi (31 Önemli Konum)

Bonus: Mostar


1. Başçarşı

başçarşı
Başçarşı

15. yüzyılda Gazi Hüsrev Bey tarafından kurulan bu çarşı, Osmanlı döneminde şehrin ticaret merkeziymiş. Zanaatkarların dükkanları, hanlar, camiler, çeşmeler… Hepsi burada toplanmış. Bugün ise bu atmosferin neredeyse tamamı hala capcanlı duruyor. Saraybosna’nın modern tarafına alışıp Başçarşı’ya adım attığınız anda zaman bir anda yavaşlıyor; sanki 400 yıl önceki bir esnaf sokağına girmiş gibi oluyorsunuz.

bosna kahvesi
Başçarşı demek kahve demek! :)

Başçarşı’da yapılacak en güzel şeylerden biri bir kafeye oturup Boşnak kahvesi içmek. Cezvede servis edilen bu kahve, yanında lokum ve şekerle geliyor. İçimi Türk kahvesine benziyor ama sunumu ve ritüeli biraz daha keyifli. Kahveni yudumlarken insanların günlük telaşlarını izlemek, sokaktaki sesleri dinlemek… emin ol bu an hafızanda kalacak.


2. Sebil

Sebil Saraybosna
Sebil

İlk sebil, 1753 yılında Bosnalı vezir Mehmed Paşa tarafından yolculara, tüccarlara, çarşı esnafına ücretsiz su dağıtma amacıyla yaptırılmış. Ancak 1697 yangını, ardından gelen savaşlar ve bir dizi afet nedeniyle yapının farklı dönemlerde büyük zararlar görmüş. Bugün gördüğümüz Sebil, Avusturya-Macaristan döneminde 1891 yılında mimar Aleksandar Vitek tarafından yeniden tasarlanıp inşa edilmiş. Yapı Osmanlı mimarisine sadık kalınarak oluşturulmuş olsa da dönemin Avrupa etkileri de hissediliyor. 1992–1995 Bosna Savaşı sırasında çevresi ciddi hasar görse de Sebil yeniden restore edilerek şehrin toparlanma ve direniş sembollerinden biri haline gelmiş. Saraybosna’da popüler bir inanış var “Sebil’den su içen kişi mutlaka Saraybosna’ya geri döner.” Bu gelenek yüzünden, eskiden şehre gelen yolcular suyun tadına bakmadan çarşıdan ayrılmazmış.


“Yahu Sabuha bu sebilin aynısı Bursa’da yok muydu?” dediğinizi duyar gibiyim. Evet doğru, 2007 yılında Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından, Saraybosna’daki Sebil’in birebir replikası Bursa’ya inşa edildi. Sebebi Saraybosna ile kardeş şehir ilişkisini güçlendirmekti.


Bu yazıyı okuduktan sonra Saraybosna Gezi Rehberi Tüm Pratik Bilgiler yazıma göz atmayı unutmayın!

3. Latin Köprüsü

Latin Köprüsü
Latin Köprüsü

Köprü, Saraybosna’da Miljacka Nehri üzerinde, Başçarşı’ya oldukça yakın bir konumda yer alıyor. Şehrin Osmanlı döneminden kalan en iyi korunmuş taş köprülerinden biri. Burası sadece bir köprü değil aynı zamanda 20. yüzyılı başlatan olayın merkezi olarak tarihte çok özel bir yere sahip, buna birazdan deyineceğim.


“Latin” ismi nereden geliyor ona bakalım; köprünün bulunduğu bölge, Osmanlı döneminde “Latinluk” olarak adlandırılırdı. Burada; Katolik tüccarlar, Latin kökenli zanaatkarlar ve Dubrovnik/ Ragusa’dan gelen tacirler yaşadığı için bölgeye bu isim verilmişti. Dolayısıyla köprü de “Latin Köprüsü” adını buradan alıyor.


Latin Köprüsü, 28 Haziran 1914’te meydana gelen çok önemli bir olayla dünya tarihine geçti: Köprünün hemen köşesinde, Sırp milliyetçisi Gavrilo Princip, Avusturya-Macaristan Veliahtı Franz Ferdinand ve eşi Sophie’yi vurdu. Bu suikast: Avrupa’daki büyük güçler arasındaki gerilimi tetikledi, domino etkisi yarattı ve 1. Dünya Savaşı’nın resmen başlamasına sebep olan olay haline geldi. Bu nedenle Latin Köprüsü, “Dünyayı değiştiren köprü” olarak anılıyor.


I. Dünya Savaşı'nın başladığı yer
I. Dünya Savaşı'nın başladığı o yer

Köprünün hemen karşı köşesinde “Sarajevo 1878–1918 Museum” (Eski adıyla Suikast Müzesi) bulunuyor. Bu küçük müze: Suikast anının canlandırmaları, dönemin politik ortamı, Franz Ferdinand’ın arabasının replikası, Gavrilo Princip’in kişisel eşyaları gibi çok değerli bilgiler sergileniyor.


4. Muzej Sarajevo 1878–1918

Muzej Sarajevo
Muzej Sarajevo 1878–1918 Görsel: Wikipedia ©

Bu müze, Saraybosna’nın Avusturya-Macaristan yönetimi altındaki dönemini anlatan en önemli yerlerden biri. Ayrıca 1. Dünya Savaşı’nın başlamasına yol açan Franz Ferdinand suikastının tam olarak gerçekleştiği noktada bulunduğu için dünya tarihinin kritik bir tanıklığını da yapmış. Müze adından da anlaşılacağı üzere 1878–1918 yılları arasını, yani: Bosna-Hersek’in Avusturya-Macaristan yönetimi altındaki 40 yıllık dönemini ele alıyor. Bu dönem: modernleşme hamleleri, ulaşım sisteminin gelişimi, yeni şehir planlaması, eğitim reformları, sanayi yatırımlar gibi Bosna’nın dönüşüm yaşadığı yıllar.


Ziyaret Saatleri: Pazartesi - Cuma 10:00-16:00

Cumartesi: 10:00-15:00 Pazar günleri ise kapalı.

Giriş Ücreti: 5 KM ( yani 125TL )


5. Saat Kulesi

saraybosna saat kulesi
Saat Kulesi

Bu saat kulesi, dünyada hala aktif olarak çalışan ay saatine sahip. Yani saat, güneşin batışına göre ayarlanıyor. Kule, Gazi Hüsrev Bey cami külliyesinin bir parçası ve Gazi Hüsrev Bey’in şehirdeki mirasının devamı niteliğinde. Peki bu saat neden ay saatine göre çalışıyor? İşte burası Saraybosna Saat Kulesi’ni dünya çapında eşsiz kılan bölüm.


Bu saat, günümüz modern saat dilimine göre çalışıyor. Saat her gün gün batımına göre yeniden ayarlanıyor. Yani: Güneş battığında saat daima 12:00’yi gösteriyor. Bu sayede akşam namazı vakti için en doğru ölçümü bize gösteriyor. Bu sistem Osmanlı döneminde Balkanlar ve Anadolu’daki birçok cami saat kulesinde uygulanıyordu, ancak zaman içinde hepsi modern saat sistemine geçti. Bugün bu yöntemi hala kullanan tek saat kulesi Saraybosna’da.


6. Ferhadija Caddesi

Ferhadija Caddesi
Ferhadija Caddesi

Ferhadija Caddesi, Başçarşı’dan başlayarak batıya doğru uzanan, trafik olmayan bir yaya caddesi. Şehrin hem Osmanlı döneminden kalan tarihi dokusunu hem de Avusturya-Macaristan mimarisini aynı yürüyüşte deneyimleyebileceğiniz nadir yerlerden biri.


Bu cadde, aslında Saraybosna’nın kültürel sınır çizgilerinden biri sayılıyor: Doğu'da Osmanlı etkisi, Batı'da Avusturya-Macaristan mimarisi giderek belirginleşiyor. Zaten Avrupa mimarisi aynı Viyana’daki Karntner Caddesi’ne oldukça benziyor bence! :)

''Kahveyi bugün nerede içsek?'' diye düşünüyorsan eğer seçmesi kolay! :)

Ferhadija Caddesi’nde, Doğu ile Batı’nın kesiştiği noktada duran o meşhur yuvarlak tabela aslında Saraybosna’nın ruhunu anlatan küçük ama anlamlı bir detay. Hikayeye göre tabelanın yönü, kahveni hangi tarafta içmen gerektiğini söylüyor. Eğer tabela Başçarşı’ya, yani Osmanlı etkisindeki sokaklara doğru bakıyorsa kahveni o tarafta; Avusturya-Macaristan mimarisinin hakim olduğu modern Ferhadija tarafına dönükse kahveni bu tarafta içmelisin. Bir tabelanın yönüne bakarak “Bugün hangi dünyanın havasına karışsam?” diye düşünmek bile bu şehrin büyüsünü anlatmaya yetiyor. :)


7. Kutsal Kalp Katedrali

Kutsal Kalp Katedrali Saraybosna
Kutsal Kalp Katedrali

Saraybosna’nın merkezinde yer alan Kutsal Kalp Katedrali, aslında Avusturya-Macaristan döneminde şehre Avrupa tarzı bir iz bırakmak amacıyla yapılmış ve Neo-Gotik katedrallerden dolaylı olarak Notre Dame gibi yapılardan ilham alınmış bir yapı. Ancak bugün baktığında Notre Dame’ın ihtişamlı detaylarına pek benzemiyor; daha sade, daha küçük ve Saraybosna’nın ruhuna uyumlu bir tarzda tasarlanmış bir şehir katedrali. İnce kuleleri, vitrayları ve sessiz iç mekanıyla yine de oldukça etkileyici bir katedral. 1997’de Papa II. John Paul’un burayı ziyaret etmiş olması, savaş sonrası moral veren en sembolik anlardan biri olarak hala hatırlanıyor. Ferhadija Caddesi’nin hemen yanında olduğu için hem dış cephesindeki hafif savaş izlerini fark edip şehrin tarihini hissedebiliyor, hem de birkaç dakikalık bir mola verip bu çok kültürlü yapının içinde huzur bulabiliyorsun.

Kutsal Kalp Katedrali
Kutsal Kalp Katedrali

Noel ve Paskalya dönemlerinde Kutsal Kalp Katedrali bambaşka bir atmosfere bürünüyor. Noel zamanı geldiğinde katedralin cephesi ve meydanı ışıklarla donatılıyor, Ferhadija Caddesi boyunca kurulan küçük Christmas pazarlarının kokusu ve müzikleriyle çevre tam bir kış masalına dönüyor. Akşamları içeriden yükselen koroların sesi kapıya kadar geliyor ve Noel gecesi yapılan ayin neredeyse tamamen dolup taşıyor. Paskalya dönemiyse daha sakin ama çok daha derin bir ruh hali taşıyor; katedralin içi beyaz çiçeklerle süsleniyor, insanlar kutsanmış Paskalya sepetleriyle ayine katılıyor ve altarın yanında büyük Paskalya mumu yakılıyor. Noel’de şehir daha canlı, Paskalya’da ise daha dingin oluyor ama her iki dönemde de katedral Saraybosna’nın çok kültürlü ruhunu en net hissettiren yer haline geliyor.

Saraybosna Gülleri
Saraybosna Gülleri

Saraybosna Gülleri, Kutsal Kalp Katedrali’nin önünde de görebileceğin kırmızı reçineyle doldurulmuş bombalama izleri ve şehrin en hüzünlü sembollerinden biri.


1992–1995 Bosna Savaşı sırasında şehre düşen havan topları, sokaklarda derin izler bırakmıştı. Savaş bittikten sonra, bu izlerden bazıları kırmızı reçine ile dolduruldu ve ortaya bir çiçek şeklini andıran desen çıktı. Bu yüzden onlara “gül” deniyor. Her bir Saraybosna Gülü, o noktada hayatını kaybeden sivillerin anısını yaşatıyor.


8. Gazi Hüsrev Bey Camii

Gazi Hüsrev Bey Camii
Gazi Hüsrev Bey Camii

Başçarşı’nın en güzel köşelerinden birinde yükselen ezan sesleri Gazi Hüsrev Bey Camii’nden geliyor. :) Şehre adım attığın anda o güçlü Osmanlı atmosferini hissettiren ilk yerlerden biri. 1530 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın Bosna’daki en önemli devlet adamlarından Gazi Hüsrev Bey tarafından yaptırılmış ve Mimar Sinan ekolünün Balkanlardaki en güzel eserlerinden biri kabul ediliyor. Avlunun içine girer girmez o klasik Osmanlı mimarisi, çınar ağaçlarının gölgesi, şadırvanın sesi ve içeriden hafifçe gelen Kur’an sesleriyle gerçekten çok huzurlu bir ortam var. Savaş döneminde ciddi zarar görmüş olsa da çok özenli bir restorasyonla eski ihtişamına kavuşturulmuş. İç mekanı sade ama çok zarif; özellikle kubbe altındaki hat yazıları ve renkli pencere süslemeleri mimari açıdan göz doyuruyor. Saraybosna’da ezan sesini en net duyduğun, maneviyatı en güçlü hissedilen yerlerden biri. Başçarşı’yı gezerken avluda birkaç dakika oturup bu sakinliği hissetmek bile insana çok iyi geliyor. Ayrıca aklında olsun, camiiyi sadece namaz vakitlerinde ziyaret edebiliyorsun.

Gazi Hüsrev Bey Camii'ndeki kaide
Gazi Hüsrev Bey Camii'ndeki kaide

Gazi Hüsrev Bey Camii’nin avlusunda bir taş kaide bulunuyor. Bu taş, Osmanlı zamanında müezzinlerin minareye çıkamadığı çok soğuk kış günlerinde ezanı okuyabilmesi için yapılmış. Osmanlı döneminde Balkanlarda kışların çok sert geçtiği için benzer uygulamalar başka camilerde de görülmüş. Ayrıca bu kaidenin içindeki oyuğa yaz-kış güvercinler su içebilsin diye su dolduran Gazi Hüsrev Bey vakfında görevli bir kişi bulunuyor.

Gazi Hüsrev Bey Camii Çeşmesi
Gazi Hüsrev Bey Camii Çeşmesi

Caminin dışında bir çeşme bulunuyor. Rivayete göre, bu şadırvandan hangi taraftan su içersen, kaderin de o yöne doğru şekillenirmiş. Eğer soldan su içersen, yakın zamanda evleneceğine; sağ taraftan su içersen, eşinin bir Boşnak olacağına inanılırmış. :)


Tabii bunun tamamen hoş bir şehir efsanesi olduğu belli, ama avluda gezen gençlerin şadırvana yanaşıp “Hadi bakalım bugün kader bize ne gösterecek?” diye gülümseyerek su içmesi, bu hikayeyi daha da güzelleştiriyor. Saraybosna’nın sıcak, samimi ruhunu yansıtan bu küçük gelenek, caminin tarihi atmosferine ayrı bir renk katıyor.


9. Morica Han

Morica Han
Morica Han Görsel: Wikipedia ©

Saraybosna’nın Başçarşı bölgesinde yer alan Morica Han, şehre gelen tüccarların, gezginlerin ve kervanların konakladığı 16. yüzyıldan kalma bir Osmanlı hanı. İçeri adım attığında taş avlusu, ahşap balkonları, ortadaki küçük avlu masaları ve hanın loş, sakin atmosferi seni tarihin içine çekiyor. Bir zamanlar atların bağlandığı, tüccarların mallarını sakladığı odaların büyük bölümü bugün restoran, kahvehane ve küçük dükkanlara dönüşmüş. Hanın adı, 18. yüzyılda burada yaşayan Moric kardeşlerden geliyor; Bosna’daki isyanların simge isimlerinden oldukları için han halk arasında bu isimle anılmış ve öyle kalmış. 1992–95 savaşı sırasında büyük zarar görse de özenle restore edilerek eski Osmanlı dokusunu yeniden kazanmış. Bugün kahve içmek, geleneksel Boşnak yemekleri denemek ve şehrin kalabalığından birkaç dakika uzaklaşıp tarihi hissetmek için en güzel duraklardan biri. Morica Han, Saraybosna’da zamanın yavaş aktığı, insanı bir anda 300 yıl öncesine götüren nadir yerlerden.


10. Kazancılar Sokağı

Kazancılar Sokağı
Kazancılar Sokağı

Kazancılar Sokağı, Saraybosna’nın Osmanlı döneminden günümüze ulaşan en karakteristik zanaatkar sokaklarından biri. Adını, burada yüzyıllardır bakır işleyen ustalardan alıyor. Sokağa adım attığınız anda çekiç sesleri, bakırın üzerine işlenen motifler ve el emeği göz nuru ürünlerin sergilendiği tezgahlarla bambaşka bir atmosfere giriyorsunuz. El yapımı cezveler, tabaklar, tepsiler, kahve setleri ve dekoratif objeler Arnavut kaldırımlı sokak boyunca sıralanmış durumda. Hem fotoğraf çekmek hem de Saraybosna’dan özel ve anlamlı bir hatıra almak için en doğru yerlerden biri. Bu sokakta zanaatkarları iş başında izleyebilir, isterseniz kendi adınıza özel bir parça bile yaptırabilirsiniz.


11. Bosna Hersek Ulusal Müzesi

Bosna Hersek Ulusal Müzesi Görsel: Tripadvisor
Bosna Hersek Ulusal Müzesi Görsel: Tripadvisor ©

Bosna Hersek Ulusal Müzesi, Saraybosna’nın en kıymetli kültür hazinelerinden biri ve şehrin tarihine geniş bir pencereden bakabileceğiniz en doğru yerlerden. 1888 yılında kurulan bu büyük kurum, aslında sadece bir müze değil; Bosna’nın binlerce yıllık hafızasını saklayan bir zaman kasası gibi. İçeride dolaşırken Roma döneminden kalma mozaikler, Orta Çağ buluntuları, Osmanlı dönemine ait etnografik eserler, kıyafetler ve günlük yaşam objeleri derken her salon sizi başka bir döneme çekip götürüyor. Müzeyi asıl özel yapan şeylerden biri ise dünyadaki en nadir el yazmalarından biri olan Saraybosna Hagadası. Bu eser, Yahudi kültürünün en önemli parçalarından biri olarak kabul ediliyor ve savaş dönemlerinde bile halkın onu korumak için verdiği çaba, hikayeye ayrı bir anlam katıyor.


Bosna Hersek Ulusal Müzesi Görsel: Tripadvisor
Bosna Hersek Ulusal Müzesi Görsel: Tripadvisor ©

Müzenin binaları da başlı başına etkileyici; Avusturya-Macaristan mimarisinin zarif detaylarıyla inşa edilmiş üç büyük kanat, ortasında geniş bir avlu ve hemen yanı başında kocaman bir botanik bahçesi var. Bu bahçede yürürken Balkan coğrafyasına özgü yüzlerce bitki türünü görüyorsunuz, şehir merkezinde olduğunuzu unutturacak kadar huzurlu bir alan. Müze, savaş dönemlerinde ayakta kalmak için büyük mücadele vermiş bir kurum olduğu için, içinde dolaşırken sadece tarihe değil, bu ülkenin direncine ve kültürüne de tanıklık etmiş oluyorsunuz. Saraybosna’nın geçmişini anlamak, şehrin ruhunu hissetmek ve gerçekten kapsamlı bir tarih yolculuğu yapmak isteyen herkes için mutlaka listenin en üst sırasında olması gereken bir yer.


Ziyaret Saatleri: Çarşambadan pazara 10:00 18:00

Pazartesi ve salı günleri kapalı.

Giriş Ücreti: 20 KM ( yani 500 TL)


12. Umut Tüneli

Umut Tüneli
Umut Tüneli Görsel: Wikipedia ©

Umut Tüneli, Bosna Savaşı’nın en kritik dönemlerinde Saraybosna’nın hayatta kalmasını sağlayan gizli damar gibiydi. 1992’de başlayan kuşatma, modern Avrupa tarihinin en uzun kuşatması olarak kabul ediliyor; şehir 1.425 gün boyunca tamamen dış dünyadan izole bırakıldı. Sırp güçleri, Saraybosna’nın etrafındaki tüm yolları, tepeleri ve geçiş noktalarını kesince şehre yiyecek, ilaç, yakıt ve silah sokmak neredeyse imkansız hale geldi. İnsanlar açlıkla, soğukla ve sürekli bombardımanla mücadele ederken, Bosna hükümeti hayati bir çözüm bulmak zorundaydı.


1993’te, çözüm oldukça tehlikeli ve cesurce bir fikirle ortaya çıktı: Saraybosna Havalimanı’nın altından gizli bir tünel kazmak. Havalimanı Birleşmiş Milletler kontrolündeydi ve resmi olarak geçişlere izin verilse de, pratikte siviller bu bölgeyi kullanamıyordu; çünkü pistin iki tarafı da keskin nişancılar tarafından sürekli gözetim altındaydı. Bu yüzden yerin altı tek güvenli yoldu.

Umut Tüneli Görsel: Wikipedia
Umut Tüneli Görsel: Wikipedia ©

Tünelin kazılması Haziran 1993’te başladı. İş makineleri yoktu, büyük bir kısmı kazma kürekle, tamamen elle açıldı. Kakanj, Visoko ve çevre köylerden gönüllüler; ordu mensupları, mühendisler ve mahalle halkı günlerce gece gündüz çalıştı. Tünel yaklaşık 800 metre uzunluğunda, 1 metre genişliğinde ve 1.6 metre yüksekliğindeydi; insanlar çoğu zaman eğilerek, hatta bazı bölümlerde sürünerek ilerliyordu. İçeride sürekli su birikiyor, hava ağırlaşıyor, yer yer çökmeler oluyordu. Buna rağmen kazı sadece birkaç ayda tamamlandı ve 30 Temmuz 1993’te tünel ilk kez kullanıma açıldı.


Bu tünel, kuşatma altındaki Saraybosna’nın adeta nefes borusu oldu. Günlük ortalama 30 ton malzeme tünelden taşındı. Askerlerin mühimmatı, yaralıların tahliyesi, hastanelere ilaç gönderilmesi, hükümet yetkililerinin dış dünya ile bağlantısı, hatta zaman zaman elektrik ve telefon hatlarının aktarımı bile buradan sağlandı. Tünelin her iki ucunda, malzemeleri taşımak için raylı sistemler, el arabaları ve küçük vagonlar kullanıldı. Hatta tünelin ilerleyen zamanlarında bir bölümüne kablo hatları döşendi ve şehre yeniden elektrik verilmesine yardımcı oldu.


Bugün müze olarak ziyaret edilen kısım, o dönemde tünelin girişlerinden biri olan Kolar ailesinin evi. Bu aile evini tamamen bir saklama ve lojistik merkezine dönüştürmüş, komşularıyla birlikte büyük bir risk alarak tünelin korunmasına yardım etmişti. Ev hala savaş dönemindeki haline çok yakın şekilde duruyor; duvarlarındaki izler, bodrumundaki düzenekler ve tünelin başlangıç noktası, dönemin gerilimini birebir hissettiriyor.


Uygun fiyatlı Umut Tüneli Turları'na göz atmanızı öneririm.

13. Gazi Hüsrev Bey Bedesteni

Gazi Hüsrev Bey Bedesteni
Gazi Hüsrev Bey Bedesteni

Gazi Hüsrev Bey Bedesteni, Başçarşı’da yer alan ve Saraybosna’nın Osmanlı dönemindeki ticaret hayatını en iyi anlatan yapılardan biri. 16. yüzyılda, şehrin en önemli hayırseveri ve mimarı sayılan Gazi Hüsrev Bey tarafından yaptırılan bu bedesten, o dönem Balkanlar’ın en güvenli ticaret merkezlerinden biri olarak biliniyordu. Kalın taş duvarları, yüksek kemerleri ve sağlam kubbeleri sayesinde hem şehrin darphane işlevini görüyor hem de değerli eşyaların saklandığı bir tür “güvenli ticaret kasası” görevi üstleniyordu. İçeride ipekten baharata, kuyumculuktan silaha kadar dönemin en kıymetli ürünleri satılır; tüccarlar mallarını buraya getirip garantili bir şekilde alıcılarla buluştururdu.


Bedestenin en güzel yanı, yüzyıllar boyunca hem ekonomik hem sosyal bir merkez olarak ayakta kalması. Yangınlar, savaşlar, kuşatmalar… Saraybosna ne yaşadıysa o da yaşadı ama yine direnmeyi başardı. Bugün içeri girdiğinizde taş duvarlarının arasında hâlâ o geçmişin hareketliliğini hissediyorsunuz. Şimdi ise modern dükkânlar, el yapımı takılar, geleneksel Bosna el sanatları, bakırcılar ve hediyelik eşyalar bulunuyor ama atmosfer hiç bozulmamış; hâlâ otantik, hâlâ tarih kokan bir yer. Saraybosna’da Osmanlı ruhunu en canlı hissedebileceğiniz noktalardan biri olduğu için, Başçarşı’yı gezerken mutlaka uğramanız gereken bir durak.


14. Kovaci Şehitliği

Kovaci Şehitliği Görsel: Unsplash
Kovaci Şehitliği Görsel: Unsplash Miguel Alcântara ©

Kovaci Şehitliği, Saraybosna’nın en hüzünlü ama bir o kadar da gurur veren noktalarından biri. Başçarşı’nın hemen yukarısındaki yamaçta yer alan bu şehitlik, 1992–1995 Bosna Savaşı sırasında hayatını kaybeden binlerce genç insanın hatırasını taşıyor. Tepede sessizce yükselen beyaz mermer mezar taşları, şehrin üzerine doğru bakıyor ve Saraybosna’nın yaşadığı acıları kelimelere gerek kalmadan anlatıyor. Burada sadece askerler değil, şehri savunurken can veren siviller, gönüllü gençler, öğrenciler ve mahalle halkı da yatıyor; bu yüzden burası Bosna’nın ortak kalbi gibi.


Şehitliğin en dikkat çekici noktası ise Bosna Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı ve savaş döneminin en önemli lideri olan Aliya İzzetbegoviç’in kabri. Mezarı son derece sade; tıpkı onun yaşamı gibi gösterişten uzak, alçakgönüllü. “Bilge Kral” olarak anılan Aliya’nın mezarı başında her zaman çiçekler, dualar ve ziyaretçiler olur. Günün erken saatlerinde veya gün batımında geldiğinizde, mezarlığın üzerinden Saraybosna’yı seyretmek hem çok etkileyici hem de derinden hüzünlü bir deneyim.


Kovaci’nin atmosferi, insanı sessizce düşünmeye zorlayan bir ağırlığa sahip. Bu şehrin nasıl ayakta kaldığını, insanların nelerle mücadele ettiğini ve savaşın sadece tarihlerden ibaret olmadığını en çarpıcı haliyle burada hissediyorsunuz. Saraybosna’yı sadece gezmek değil, anlamak isteyen herkes için Kovaci Şehitliği mutlaka görülmesi gereken, çok özel bir durak.


15. Sönmeyen Ateş Anıtı

Sönmeyen Ateş Anıtı
Sönmeyen Ateş Anıtı

Sönmeyen Ateş Anıtı, Ferhadija Caddesi’nin başlangıcında yer alan ve şehrin en sembolik noktalarından biri. 6 Nisan 1946’da açılan bu anıt, II. Dünya Savaşı sırasında faşizme karşı savaşırken hayatını kaybeden Saraybosnalı askerler ve siviller için yapılmış bir saygı duruşu aslında. Ortasında yer alan alev, şehrin özgürlüğünü, direncini ve barışa olan inancını temsil ediyor. Ve adından da anlaşılacağı gibi, savaşın bitişinin hatırası olarak ateş hiç söndürülmüyor; 1946’dan bu yana, insan eliyle sürekli canlı tutuluyor. Anıtın üzerinde Bosna’nın çok kültürlü yapısını ve birlik duygusunu vurgulayan bir yazı bulunuyor; bu yönüyle de Saraybosna’nın “bir arada yaşama” geleneğinin simgelerinden biri haline gelmiş durumda.


Bugün Sönmeyen Ateş’in etrafı her zaman hareketli; hem yerel halk hem turistler için adeta bir buluşma noktası gibi. Ama ne kadar kalabalık olursa olsun, anıtın önünde durduğunuzda içinizde hafif bir sessizlik oluşuyor. Hem savaşın acılarını, hem de bu şehrin her şeye rağmen ayakta kalma gücünü hissettiriyor. Saraybosna’yı gezerken yolunuz mutlaka buradan geçiyor; ama sadece “görüp geçilecek” bir anıt değil aslında. Birkaç saniye durup, alevi izleyip şehrin tarihini düşünmek, Saraybosna’nın ruhuna dokunan küçük ama anlamlı bir an yaşatıyor insana.


16. Brusa Bezistan

Brusa Bezistan
Brusa Bezistan Görsel: Wikipedia ©

Brusa Bezistan, Saraybosna’nın tarihi Başçarşı bölgesinde yer alan ve şehrin Osmanlı dönemindeki ticaret hayatını hissetmek için harika bir durak. 16. yüzyılda inşa edilmiş bu bedesten, özellikle ipek, tekstil ve değerli kumaş ticareti için tasarlanmış. Kalın taş duvarları ve kubbeli tavanlarıyla hem güvenlik sağlıyor hem de içeriye mistik bir atmosfer kazandırıyor. Eskiden tüccarlar mallarını burada saklar, alışverişlerini güvenli bir şekilde gerçekleştirirlerdi; günümüzde ise el yapımı hediyelik eşyalar, takılar ve küçük butikler bulunuyor. Bedestenin dar koridorları, taş merdivenleri ve ahşap detayları, sizi adeta yüzyıllar öncesine götürüyor. Ferah ve sessiz avlusu, Saraybosna’nın hareketli çarşı kalabalığından kısa bir mola almak için harika bir yer.


17. Pijaca Markale

Pijaca Markale ve Saraybosna Gülleri

Pijaca Markale, şehrin canlılığını ve günlük yaşamını en iyi görebileceğiniz yerlerden biri. Burası hem yerel halkın alışveriş yaptığı, hem de turistlerin Saraybosna’nın gerçek yüzünü deneyimlediği tarihi bir pazar alanı. 15. yüzyıldan bu yana şehrin ticaret merkezlerinden biri olan Markale, özellikle taze sebze, meyve, baharat, et ve yöresel lezzetler açısından oldukça zengin. Pazarda dolaşırken rengarenk tezgahlar, taze ekmek kokuları, baharatların aroması ve satıcıların canlı sohbetleri size hem görsel hem de işitsel bir şölen sunuyor. Burası sadece alışveriş değil; aynı zamanda sosyal bir buluşma noktası. İnsanlar birbirleriyle konuşuyor, haberleri paylaşıyor ve sokak müziği ile pazarın ritmi birleşiyor.


Tarih boyunca birçok önemli olaya sahne olan Markale, özellikle Bosna Savaşı sırasında yaşanan trajik saldırılarla da hafızalarda yer etmiş; Saraybosna Gülleri'ni burada da görüyorsunuz. Çünkü Bosna Savaşı sırasında halkın pazarda olduğunu düşündükleri için buraya da bomba atmışlar. En az 90 kişinin vefat ettiğini söyleniyor. Ölen kişilerin isimleri ve bombanın ta kendisi atıldığı yerden kaldırılmamış. Çünkü Bosnalılar unutulan her soykırımın tekrar edeceğini düşünüyorlar. Bugün burası yeniden hayat dolu bir pazar olarak Saraybosna’nın direncini ve kültürünü yansıtıyor. Saraybosna’yı keşfederken hem fotoğraf çekmek hem de şehrin enerjisini hissetmek için mutlaka uğramanız gereken bir nokta.


18. Taşlıhan

Taşlıhan
Taşlıhan

Saraybosna’nın tarihi Başçarşı’sında yer alan Taşlıhan, 1543 yılında Gazi Hüsrev Bey tarafından yaptırılmış ve şehrin Osmanlı dönemindeki ticaret hayatının kalbi olmuş. Alt katındaki dükkanlarda her milletten tüccar mallarını satarken, üst katında uzun yolculuk yapan tüccarların konaklayabileceği odalar bulunuyordu. Bu özelliğiyle Taşlıhan sadece bir ticaret merkezi değil, aynı zamanda çok kültürlü bir buluşma noktası olmuş. Günümüzde hala taş duvarları, kemerleri ve Osmanlı mimarisinin zarif detaylarıyla ayakta duruyor ve Bosna’nın UNESCO adayları arasında yer alıyor. Başçarşı’yı gezerken bu tarihi hanın avlusunda birkaç dakika dolaşmak, Saraybosna’nın hem geçmişini hem de kültürel zenginliğini hissetmek için harika bir fırsat.


19. İnat Evi

İnat Evi
İnat Evi

Saraybosna’nın en ilginç ve eğlenceli hikayelerinden birine sahip olan İnat Evi, Miljacka Nehri’nin kıyısında, Latin Köprüsü yakınlarında yer alıyor. 19. yüzyılda Avusturya-Macaristan yönetimi tarafından nehir kenarına yol yapılmak istendiğinde, evin sahibi inatla evini taşımayı reddetmiş; “Eğer evimin aynısının nehrin diğer ucuna yaparsanız kabul ederim” demiş sonunda yetkililer evi tek tek söküp bugünkü yerine, nehir karşısına taşımışlar. Bu olaydan sonra ev, halk arasında “İnat Evi” olarak anılmaya başlamış. Bugün, hem bu ilginç hikayeyi hatırlatması hem de Boşnak mutfağını deneyimleme imkanı sunması açısından popüler bir restoran olarak hizmet veriyor. İçerisi, taş ve ahşap dokularıyla nostaljik bir Osmanlı havası sunarken, Miljacka Nehri manzarası eşliğinde geleneksel yemekleri tatmak oldukça keyifli. İnat Evi, sadece yemek değil; Saraybosna’nın mizahını, kültürel direncini ve tarihini bir arada hissetmek için de harika bir durak.


20. At Meydan Parkı

At Meydan Parkı Görsel: Tripadvisor
At Meydan Parkı Görsel: Tripadvisor ©

At Meydanı Parkı, şehirde kısa bir mola vermek ve günlük hayatı gözlemlemek için harika bir nokta. Burası, Osmanlı döneminde at pazarı olarak kullanıldığı için “At Meydanı” adını almış ve zamanla park haline getirilmiş. Bugün yeşil alanları, ağaç gölgeleri ve banklarıyla hem sakin bir yürüyüş hem de şehir merkezinin enerjisini hissetmek için ideal. Parkın çevresinde kafeler, çay bahçeleri ve küçük dükkanlar bulunuyor; yerel halk burada kahve içip sohbet ederken, turistler Saraybosna’nın doğal ve sosyal dokusunu gözlemleyebiliyor. Tarihi dokusunu koruyan taş duvarlar ve park içindeki heykeller, geçmişle bugünü bir araya getiriyor. At Meydanı Parkı, sadece dinlenmek değil, Saraybosna’nın hem tarihini hem de günlük yaşamını hissetmek için de uğranması gereken sıcak bir köşe.


21. Vijecnica Belediye Binası Kütüphanesi

Vijecnica Belediye Binası Kütüphanesi
Vijecnica Belediye Binası Kütüphanesi

Saraybosna’nın simgelerinden biri olan Vijecnica, hem görkemli bir belediye binası hem de Bosna-Hersek Ulusal Kütüphanesi olarak tarihi ve kültürel bir öneme sahip. 1896 yılında Avusturya-Macaristan döneminde Neo-Moorish tarzında inşa edilen yapı, renkli cepheleri, büyük kemerleri ve zarif detaylarıyla adeta bir mimari şaheser. Kütüphane olarak da uzun yıllar hizmet veren Vijecnica, savaş sırasında büyük zarar görmüş; binlerce değerli kitap ve el yazması kaybolmuş ya da yok olmuş. 1996’dan sonra kapsamlı bir restorasyon sürecine giren bina, bugün hem turistlerin ziyaret ettiği bir müze hem de şehir etkinliklerinin düzenlendiği bir kültür merkezi olarak kullanılıyor.


İçerisine girdiğinizde etkileyici tavan süslemeleri ve geniş salonlar karşılıyor; fotoğraf çekmek ve tarihi hissetmek için ideal bir alan. Vijecnica, sadece Saraybosna’nın mimari mirasını değil, aynı zamanda şehrin savaş ve yeniden doğuş hikayesini de simgeliyor. Ziyaret etmek, hem tarihe tanıklık etmek hem de Bosna’nın kültürel çeşitliliğini hissetmek için mutlaka yapılması gereken bir deneyim.


Ziyaret Saatleri: Haftanın her günü 09:00-17:00

Giriş ücretsiz.


22. Hünkar Camii

Hünkar Camii Görsel: Wikipedia
Hünkar Camii Görsel: Wikipedia ©

Saraybosna’nın tarihi Başçarşı bölgesinde yer alan Hünkar Camii, Osmanlı döneminin şehirde bıraktığı en özel izlerden biri. 15. yüzyılın sonlarında inşa edildiği tahmin edilen cami, özellikle padişahların ve saray mensuplarının ibadet ettiği yer olarak biliniyor; bu nedenle “Hünkar” adını almış. Klasik Osmanlı cami mimarisini yansıtan yapı, taş ve ahşap işçiliğiyle süslü minaresi, geniş kubbesi ve avlusundaki şadırvanıyla dikkat çekiyor. İç mekanda hat sanatıyla süslenmiş yazılar, ahşap işlemeler ve geleneksel motifler, dönemin estetik anlayışını ve maneviyatını hissettiriyor.

Hünkar Camii Görsel: Wikipedia
Hünkar Camii Görsel: Wikipedia ©

Cami, sadece bir ibadet yeri değil; aynı zamanda tarih boyunca Başçarşı’nın sosyal ve kültürel yaşamının merkezlerinden biri olmuş. Çevresinde geleneksel dükkanlar ve hanlar bulunuyor, bu da camiyi şehrin ticaret ve günlük yaşamıyla iç içe kılıyor. Hünkar Camii, Saraybosna’yı gezerken Osmanlı mimarisini ve şehrin manevi dokusunu hissetmek için mutlaka uğranması gereken, hem tarihi hem de huzurlu bir durak.


23. Sırp Ortodoks Katedrali

Sırp Ortodoks Katedrali Görsel: Tripadvisor
Sırp Ortodoks Katedrali Görsel: Tripadvisor ©

1868–1872 yılları arasında inşa edilen bu katedral, Neo-Byzantine mimari tarzıyla öne çıkıyor; geniş kubbeleri, zarif ikonaları ve renkli vitraylarıyla hem görkemli hem de sıcak bir atmosfer sunuyor. İç mekanda Ortodoks geleneğine uygun olarak yapılan freskler, ikonalar ve altın varak işlemeler, ziyaretçiyi adeta başka bir döneme taşıyor. Katedral, Sırp Ortodoks cemaatinin ibadet ve kültürel yaşamının merkezi olmasının yanı sıra, Saraybosna’nın farklı dinlerin bir arada yaşadığı kozmopolit yapısını da gözler önüne seriyor. Özellikle Noel ve Paskalya dönemlerinde düzenlenen ayinler, hem dini ritüelleri görmek hem de cemaatin bir araya gelişini deneyimlemek için etkileyici bir fırsat sunuyor. Katedralin avlusu ve çevresi ise hem fotoğraf çekmek hem de tarihi dokuyu hissetmek için ideal bir alan; buraya adım attığınızda Saraybosna’nın geçmişten günümüze uzanan çok kültürlü ruhunu hissetmek mümkün oluyor.


24. Bosna Hersek Ulusal Galerisi

Bosna Hersek Ulusal Galerisi Görsel: Tripadvisor
Bosna Hersek Ulusal Galerisi Görsel: Tripadvisor ©

Saraybosna’nın kültürel ve sanatsal yaşamının merkezlerinden biri olan Bosna Hersek Ulusal Galerisi, 1946 yılında kurulmuş ve o günden bu yana ülkenin en önemli sanat koleksiyonlarını barındırıyor. Galeri, özellikle 19. ve 20. yüzyıl Bosna resim ve heykel sanatının yanı sıra modern ve çağdaş eserleri sergiliyor; ayrıca Avusturya-Macaristan ve Osmanlı dönemlerinden kalma sanat eserleri ve dekoratif objelerle şehrin tarihini sanatsal bir perspektifle gözler önüne seriyor. Binanın kendisi de mimari açıdan etkileyici: geniş salonlar, doğal ışık alan sergi alanları ve sade tasarım, ziyaretçilerin eserleri detaylı bir şekilde incelemesine imkan tanıyor. Galeri, dönemsel sergiler ve özel etkinliklerle sürekli yenileniyor; bu da her ziyaretinizi farklı bir deneyime dönüştürüyor. Bosna Savaşı sırasında galeri büyük zarar görmüş, birçok eser tahrip olmuş ya da taşınmak zorunda kalmış olsa da, restorasyon çalışmalarıyla hem bina hem de koleksiyonlar korunarak yeniden açılmış. Ziyaret ettiğinizde hem Bosna’nın zengin kültürel mirasını hem de savaş sonrası direncini ve sanata olan bağlılığını hissetmek mümkün.


Ziyaret Saatleri: Salıdan cumartesiye 11:00 20:00

Pazar ve pazartesi günleri kapalı.

Giriş ücretsiz.


25. Gazi Hüsrev Bey Medresesi

Gazi Hüsrev Bey Medresesi Görsel: Wikipedia
Gazi Hüsrev Bey Medresesi Görsel: Wikipedia ©

Saraybosna’nın Başçarşı bölgesinde yer alan Gazi Hüsrev Bey Medresesi, 16. yüzyılda Gazi Hüsrev Bey tarafından yaptırılmış ve şehrin Osmanlı dönemindeki eğitim hayatının merkezi olmuş önemli bir yapıdır. Medrese, hem İslami ilimlerin öğretilmesi hem de gençlerin sosyal ve kültürel gelişimi için tasarlanmış; özellikle Kur’an eğitimi, fıkıh ve Arapça dil bilgisi burada verilmiştir. Avlusu, taş kemerleri ve ahşap işçiliğiyle klasik Osmanlı medrese mimarisinin güzel örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Tarih boyunca hem eğitim kurumu hem de sosyal buluşma noktası olarak işlev görmüş; savaş ve yangınlara rağmen restore edilerek bugüne kadar gelmiş. Medresede bugün hala eğitim veriliyor ve aynı zamanda ziyaretçilere tarihi atmosferi deneyimleme imkanı sunuluyor. Buraya adım attığınızda, sadece Osmanlı döneminin mimarisini görmekle kalmıyor, aynı zamanda Saraybosna’nın entelektüel ve kültürel geçmişini de yakından hissetme fırsatı buluyorsunuz.


Ziyaret Saatleri: Pazartesiden cumaya 08:00 18:00

Cumartesi ve pazar günleri kapalı.

Giriş ücretsiz.


26. War Childhood Museum

War Childhood Museum Görsel: Wikipedia
War Childhood Museum Görsel: Wikipedia ©

Saraybosna’da küçük ama derin anlamlar taşıyan War Childhood Müzesi, şehrin en dokunaklı noktalarından biri. Burası, 1992–1995 Bosna Savaşı sırasında çocuk olan insanların yaşadıklarını, kişisel eşyaları, oyuncakları, mektupları ve çizimleri aracılığıyla anlatan bir müze. Her obje, bir çocuğun hayatta kalma mücadelesini, korkusunu, umutlarını ve hayallerini temsil ediyor. Girişte sizi yalnızca savaşın yıkıcılığı değil, aynı zamanda çocukların dayanıklılığı ve cesareti karşılıyor. Müzeyi gezerken, savaşın etkilerini tek bir nesne veya hikayede somut bir şekilde görebiliyor ve o dönemi bizzat yaşamış insanların duygularını hissedebiliyorsunuz. Sesli rehberler ve videolar, hikayeleri daha da canlı hale getiriyor; sanki her parça size bir çocukluk anısını anlatıyor. Küçük bir kütüphane ve interaktif alanlar, ziyaretçilerin geçmişi düşünmesini ve empati kurmasını sağlıyor.


Ziyaret Saatleri: Haftanın her günü 11:00 19:00

Giriş Ücreti: Çocuklar (5 yaş ve altı): Ücretsiz

Gençler (6-17): 5 KM

Üniversite öğrencileri: 8 KM

Yetişkinler: 10 KM

Aile kartı: 25 KM


27. Svrzo’nun Evi

Svrzo’nun Evi
Svrzo’nun Evi Görsel: Tripadvisor ©

Başçarşı bölgesinde yer alan Svrzo’nun Evi, 18. yüzyıldan kalma Osmanlı dönemine ait en iyi korunmuş evlerden biri ve şehrin günlük yaşamını, geleneklerini ve mimarisini hissetmek için harika bir durak. Ev, adını sahibi olan Svrzo ailesinden alıyor ve hem zengin detaylı ahşap işçiliği hem de taş duvarlarıyla Osmanlı ev mimarisinin tipik özelliklerini yansıtıyor. İçeri girdiğinizde, küçük avlu, birbirine açılan odalar, geniş salon ve ahşap merdivenler sizi adeta yüzyıllar öncesine götürüyor. Evin içindeki mobilyalar, mutfak eşyaları ve günlük kullanım objeleri, o dönemde bir Boşnak ailesinin yaşam biçimini gözler önüne seriyor. Svrzo’nun Evi, sadece bir tarihi yapı değil; aynı zamanda Saraybosna’nın çok kültürlü geçmişini ve Osmanlı yaşam tarzını deneyimlemek için yaşayan bir müze niteliğinde.


Ziyaret Saatleri: Pazartesiden cumaya 09:00 17:00

Cumartesi 09:00 15:00

Giriş Ücreti: 5 KM (yani 125 TL)


28. Bosna Spring Vrelo Bosne

Bosna Spring Vrelo Bosne Görsel: Tripadvisor
Bosna Spring Vrelo Bosne Görsel: Tripadvisor ©

Şehir merkezine yaklaşık 12 kilometre mesafede yer alan Vrelo Bosne (Bosna Kaynağı), doğayla iç içe huzurlu bir kaçamak arayanlar için ideal bir nokta. Burası, Bosna Nehri’nin kaynağı ve yemyeşil parkları, yürüyüş yolları ve göletleriyle ünlü. Parka girdiğiniz anda şehir karmaşasından uzaklaşıyor, doğanın sakinliğine kendinizi bırakıyorsunuz. Yürüyüş yollarında at arabalarıyla yapılan turlar, küçük köprüler ve göletler, fotoğraf çekmek için harika noktalar sunuyor. Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında park çiçeklerle ve kuş sesleriyle doluyor; bu da burayı hem yerel halk hem de turistler için popüler bir dinlenme ve piknik alanı haline getiriyor.


Vrelo Bosne, sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda Bosna Nehri’nin kaynağını görmek ve temiz, berrak suların başladığı noktayı deneyimlemek açısından da büyüleyici bir deneyim sunuyor. Saraybosna’ya gelmişken, doğa yürüyüşü yapmak, biraz kafa dinlemek ve şehirden kısa bir kaçamak yaşamak isteyen herkesin uğraması gereken yerlerden biri.


Ziyaret Saatleri: 24 saat açık

Giriş Ücreti: 6 KM (yani 150 TL)


29. Trebevic Vidikovac

Trebevic Vidikovac
Trebevic Vidikovac Görsel: Tripadvisor ©

Saraybosna’nın doğal güzelliklerini ve şehri kuşbakışı görmek isteyenler için Trebevic Vidikovac, vazgeçilmez bir durak. Trebevic Tepesi üzerinde yer alan bu seyir noktası, şehre panoramik bir bakış sunuyor; özellikle gün doğumu ve gün batımında manzara adeta büyüleyici bir tabloya dönüşüyor. Tepeye ulaşmak için teleferik veya yürüyüş rotaları kullanabiliyorsunuz; her iki seçenek de doğanın içinde keyifli bir deneyim sunuyor. Vidikovac, sadece manzarasıyla değil, aynı zamanda çevresindeki ormanlık alanları, yürüyüş ve bisiklet yollarıyla da doğaseverler için cazip bir alan oluşturuyor. Buradan Saraybosna’nın tarihi şehir merkezini, Miljacka Nehri’ni ve çevredeki dağları aynı anda görmek mümkün. Ayrıca tepe, geçmişte kış sporları için kullanılan pistleri ve savaş izlerini de barındırıyor; bu yönüyle hem doğal hem de tarihi bir deneyim sunuyor.


Ziyaret Saatleri: Haftanın her günü 08:30-18:30


30. Bijela Tabija

Bijela Tabija Görsel: Wikipedia ©
Bijela Tabija Görsel: Wikipedia ©

Saraybosna’nın tarihi savunma hattının önemli bir parçası olan Bijela Tabija, şehrin panoramik manzarasını görebileceğiniz ve tarihi bir yolculuk yapabileceğiniz bir nokta. 16. yüzyılda Osmanlılar tarafından inşa edilen bu tabya, şehri dış saldırılara karşı korumak amacıyla stratejik bir noktaya yerleştirilmiş. Adını, yapının inşa edildiği dönemdeki beyaz renkli taşlarından alıyor. Bugün buraya geldiğinizde hem Saraybosna’nın tarihi şehir merkezini hem de Miljacka Nehri’nin ve çevredeki dağların nefes kesen manzarasını aynı anda görebiliyorsunuz. Tabyanın surları, köşeleri ve küçük kuleleri hala sağlam şekilde ayakta duruyor ve ziyaretçilere adeta bir zaman tünelinde geçmişe yolculuk yapma hissi veriyor. Özellikle gün batımında Bijela Tabija, fotoğraf çekmek ve şehir manzarasının tadını çıkarmak için harika bir durak oluyor.


Ziyaret Saatleri: Çarşambadan pazara 09:00-17:00

Pazartesi ve salı günleri kapalı.


31. Zuta Tabija

Zuta Tabija Görsel: furaj.ba
Zuta Tabija Görsel: furaj.ba ©

18. yüzyılda Osmanlılar tarafından inşa edilen bu tabya, şehri dış tehditlere karşı korumak amacıyla stratejik bir noktaya konumlandırılmış ve adını sarı tonlarındaki taşlarından alıyor. Bugün ziyaret ettiğinizde hem Miljacka Nehri’ni hem şehrin tarihi merkezini hem de çevredeki dağları panoramik olarak görebiliyorsunuz. Zuta Tabija, özellikle gün batımında adeta bir tabloyu andıran manzarasıyla fotoğrafçılar için de popüler bir nokta. Surlar, köşeler ve küçük kuleleri hala sağlam ve tarihi dokuyu hissettiren bir atmosfer sunuyor. Aynı zamanda tabya, hem yerli halkın yürüyüş ve dinlenme alanı hem de turistlerin Saraybosna’nın tarihi ve doğal güzelliklerini deneyimleyebileceği huzurlu bir mekan. Zuta Tabija, şehrin geçmişini anlamak, savunma tarihine tanıklık etmek ve Saraybosna’nın eşsiz manzarasını hissetmek için mutlaka uğranması gereken özel bir nokta.


Ziyaret Saatleri: Haftanın her günü 09:00-23:00


Bonus: Mostar

Mostar
Mostar Görsel: Unsplash Yu Siang Teo ©
Saraybosna'da gezilecek yerler birbirlerine yakın, fakat Mostar, Tuzla, Kravica gibi farklı şehirlere geçmek istiyorsanız tren saatleri oldukça kısıtlı. Bu yüzden araç kiralama seçeneğini düşünmelisiniz. Seyahat bütçenizi zorlamadan en iyi aracı bulmak istiyorsanız, mutlaka Discovercars’a göz atmanızı öneririm. Anlık fiyat karşılaştırmaları, özel indirimler ve sınırlı süreli fırsatlarla gerçekten kaçırılmayacak teklifler sunuyor, yola çıkmadan önce mutlaka bir bakmanızı tavsiye ediyorum.

Mostar, Bosna-Hersek’in en romantik ve en kendine has şehirlerinden biri; insanı ilk adımda sıcaklığıyla sarıyor. Neretva Nehri’nin turkuaz suları üzerinde zarifçe yükselen Stari Most (Eski Köprü), hem şehrin simgesi hem de yüzyıllardır farklı kültürleri bir araya getiren bir buluşma noktası. Dar taş sokaklarında gezerken Osmanlı izlerini, taş evleri, el işi tezgâhları ve nefis Boşnak yemeklerinin kokusunu bir arada hissedersin. Güneş nehre vurduğunda köprünün altında oluşan yansımalar, Mostar’a masalsı bir hava verir. Küçük ama derin bir şehir Mostar; hem tarihle hem duyguyla dokunur insana.


Mostar’a dair tek pişmanlığımız, Saraybosna’da geçirecek bir günümüz daha olmamasıydı; olsa kesinlikle gidip görürdük. Ama bir dahaki gelişimizde planımız çok net: Havalimanından araç kiralayıp direkt Mostar’a geçmek. Siz de böyle bir rota tercih edebilir ya da otobüs ve trenle kolayca ulaşabilirsiniz. Otobüs biletlerini Omio üzerinden, tren biletlerini ise Bosna-Hersek Demiryolları’nın resmi sitesinden alabilirsiniz. Bu arada küçük bir not: Mostar yolu, “dünyanın en harika tren rotalarından biri” olarak seçilmiş. Yol boyunca göreceğiniz manzaralar gerçekten unutulmaz.


Saraybosna
Saraybosna

Saraybosna, bir şehrin sınırlarından çok daha fazlası; tarihin, acının, umudun ve kültürlerin iç içe geçtiği eşsiz bir deneyim. Sokaklarında yürüdükçe hem geçmişi hissediyorsun hem de bugünün sıcak enerjisini. Umarım bu rehber, Saraybosna’yı keşfederken adımlarına biraz kolaylık, yoluna biraz ilham katar. İşaretli haritayı ve önerileri kullanarak şehri kendi ritminle gezebilir, her köşesinde yeni bir hikayeye denk gelebilirsin. Eğer bu güzel şehre yolun düşerse, umarım Saraybosna da sana bizim hissettirdiğimiz o aynı sıcaklığı, samimiyeti ve büyüyü sunar. Şimdiden iyi keşifler!


Saraybosna İşaretli Gezilecek Yerler Haritası, Telefonunuza Kaydedin!


Yorumlar


bottom of page